• Hakkımızda
  • Reklam
  • Gizlilik & Politikamız
  • İletişim Bilgimiz
Salı, Ekim 13, 2026
  • Login
  • Register
Güroymak Haber - Haber, Forum, Taziye, Duyurular
  • Anasayfa
  • Forum
  • Gündem
  • Gazeteler
  • Vefat Edenler
  • Güroymak Şahsiyetleri
No Result
View All Result
  • Anasayfa
  • Forum
  • Gündem
  • Gazeteler
  • Vefat Edenler
  • Güroymak Şahsiyetleri
No Result
View All Result
Güroymak Haber - Haber, Forum, Taziye, Duyurular
No Result
View All Result
Home Editör'den

İnsanoğlundaki Gizli Hastalık: Haset

Guroymak Haber by Guroymak Haber
5 Eylül 2026
in Editör'den
0
0
SHARES
11
VIEWS
Share on FacebookShare on Twitter

Bazı hastalıkların belirtisi yüzümüzde görünmez.

Ateşimiz yoktur, rengimiz solmaz, yürümeye devam ederiz. İnsanlar bizi sağlıklı sanır. Oysa içimizde bir şey çürümeye başlamıştır.

Kimse fark etmez.

Çünkü bu hastalığın adı bazen kıskançlık değildir.

Hasettir.

İnsanın başkasında gördüğü güzelliği kendi hayatına yapılmış bir haksızlık gibi algılamasıdır.

Bir başkasının yükselişinden rahatsız olmak, onun kazancını kendi kaybı sanmak, onun mutluluğunun altında mutlaka bir kusur aramak…

Ve bunu yaparken kendimize bile itiraf edememek.

İnsanoğlunun en tehlikeli taraflarından biri de budur.

Kendi içindeki kötülüğü, güzel cümlelerin arkasına saklayabilmek.

“Ben kıskanmıyorum.”

“Ben sadece gerçeği söylüyorum.”

“Onun da eksikleri var.”

“Ben olsam öyle yapmazdım.”

Bazen insanın ağzından çıkan her cümle, içindeki hasedin üzerini örten bir perde olur.

Çünkü haset, insanı doğrudan düşman yapmaz.

Önce dost gibi davranmayı öğretir.

Yanında durursun ama içinden düşmesini beklersin.

Başarısını tebrik edersin ama onun başarısının devam etmesini istemezsin.

Gülümseyerek elini sıkarsın ama içinden, “Bir gün bunun sonu gelecek.” dersin.

İşte insanın kendisine yabancılaştığı yer tam da burasıdır.

Yüz başka söyler, kalp başka.

Ve insan, kendi kalbindeki çürümeyi başkasının kusurlarıyla gizlemeye çalışır.


Haset eden insan aslında başkasının sahip olduğuna değil, kendisinin sahip olamadığına öfkelenir.

Ama bunu kabul etmek ağır gelir.

Çünkü insanın kendi eksikliğini kabul etmesi, başkasının eksikliğini aramasından çok daha zordur.

Bu yüzden başkasının evine bakar.

Başkasının parasına bakar.

Başkasının makamına bakar.

Başkasının ailesine, çevresine, itibarına, başarısına bakar.

Sonra kendi hayatını onun hayatıyla ölçmeye başlar.

Ve ölçtükçe küçülür.

Çünkü insanın huzurunu bozan çoğu zaman sahip olmadıkları değil, başkasının sahip olduklarıdır.

Elindeki nimet artık yetmez.

Çünkü başka birinin elindeki daha büyük görünmektedir.

Kendi hayatındaki güzellikler sıradanlaşır.

Çünkü başka birinin hayatı daha parlaktır.

İşte haset insanın gözünü böyle kör eder.

İnsana kendi hayatını unutturur.


Asıl acı olan ise şudur:

Haset yalnızca düşmana karşı duyulmaz.

Bazen en yakınındakine duyulur.

Aynı masada oturduğun insana.

Aynı sokakta büyüdüğün insana.

Çocukluğunu paylaştığın arkadaşına.

Kardeşine.

Komşuna.

Hatta bazen, elinden tuttuğun insana.

Çünkü insanın hasedi çoğu zaman uzaklara değil, kendisine yakın olana yönelir.

“Benimle aynı yerdeydi, nasıl oldu da benden ilerledi?”

İşte bu cümle, hasedin en çıplak halidir.

İnsan burada artık başkasının başarısını değil, kendi başarısızlığını görmektedir.

Ama bunu kabullenmek yerine, başarılı olanı aşağı çekmeye çalışır.

Onun emeğini küçümser.

Şans der.

Torpil der.

Tesadüf der.

Bir kusur bulur.

Bir açık arar.

Bir hata yakalar.

Çünkü başkasını küçültürse kendisinin büyüyeceğini sanır.

Oysa yanılır.

Başkasının boyunu eğmek, insanı uzatmaz.

Başkasının ışığını söndürmek, senin karanlığını aydınlatmaz.

Bir insanın düşmesi, seni yükseltmez.

Bir insanın kaybetmesi, sana kazanç sağlamaz.

Ama haset insana bunu anlatmaz.

Çünkü haset aklın değil, nefsin konuştuğu yerdir.


Belki de insanın kendisine sorması gereken en ağır soru şudur:

“Ben onun başarısız olmasını mı istiyorum, yoksa onun başarısı bana kendi eksikliğimi mi hatırlatıyor?”

Bu soruya dürüst cevap verebilen insan, kendisiyle yüzleşmeye başlamıştır.

Çünkü bazen düşman sandığımız kişi, bize yalnızca kendimizi göstermektedir.

Onun sahip oldukları bizi rahatsız ediyorsa, belki de sorun onda değildir.

Sorun, bizim kendi hayatımıza ne kadar yabancılaştığımızdadır.

Kendi yolumuzu bırakıp başkasının yoluna bakıyorsak, kaybolmuşuz demektir.

Çünkü herkesin zamanı aynı değildir.

Herkes aynı yerden başlamaz.

Herkes aynı yükü taşımaz.

Herkesin nasibi, imtihanı, zamanı ve yolu birbirinden farklıdır.

Fakat biz bunları unutuyoruz.

Başkasının sayfasına bakıp kendi kitabımızı yargılıyoruz.

Sonra da hayatın bize haksızlık yaptığını düşünüyoruz.

Hayır.

Belki hayat bize haksızlık etmiyor.

Belki biz, kendi hayatımıza haksızlık ediyoruz.


Haset, insanın içindeki sessiz savaştır.

Kimse duymaz.

Kimse görmez.

Ama insanın ruhunu yavaş yavaş tüketir.

Çünkü haset eden insanın gözü sürekli dışarıdadır.

Kim ne aldı?

Kim nereye geldi?

Kimin sözü daha çok dinleniyor?

Kim daha çok kazanıyor?

Kim daha çok seviliyor?

Kim daha fazla değer görüyor?

Bu sorular çoğaldıkça insan kendisini kaybeder.

Çünkü kendi hayatını yaşamayı bırakır.

Başkasının hayatını takip etmeye başlar.

Ve bir gün dönüp baktığında fark eder ki;

Başkasının hayatını izlemekten kendi hayatını yaşamaya fırsat bulamamıştır.

İşte asıl kayıp budur.


Ben insanın en büyük düşmanının bazen karşısındaki insan olmadığını düşünüyorum.

İnsanın en büyük düşmanı, kendi içinde büyüttüğü ve adına bahane bulduğu duygulardır.

Haset de bunlardan biridir.

Çünkü haset, insanı önce başkasından uzaklaştırır.

Sonra kendisinden.

En sonunda da hakikatten.

İnsanın kalbi başkasının elindekine takılı kaldıkça, kendi elindekinin değerini anlayamaz.

Oysa hayat bize her gün bir şeyler veriyor.

Bir nefes.

Bir sabah.

Bir insan.

Bir dost.

Bir aile.

Bir fırsat.

Bir başlangıç.

Ama biz çoğu zaman bunları görmüyoruz.

Çünkü gözümüz başkasının hayatında.


Belki de artık kendimize şu soruyu sormanın zamanı gelmiştir:

Bir başkasının mutluluğu neden benim huzurumu bozuyor?

Eğer bir insanın güzelliği seni rahatsız ediyorsa, sorun onun güzelliğinde olmayabilir.

Eğer bir insanın başarısı seni öfkelendiriyorsa, sorun onun başarısında olmayabilir.

Eğer bir insanın yükselişini görmek sana ağır geliyorsa, belki de asıl mesele onun nereye çıktığı değil, senin olduğun yerde neden kaldığını düşündüğündür.

Ve bunu kabul etmek zorundasın.

Çünkü insan, başkasının hayatını suçlayarak kendi hayatını düzeltemez.

Hasetten kurtulmanın yolu başkasını aşağı çekmek değil, kendini yukarı taşımaktır.

Başkasının elindekini azaltmak değil, kendi elindekinin kıymetini bilmektir.

Başkasının ışığını söndürmek değil, kendi ışığını yakmaktır.

Ve belki de insanın gerçek olgunluğu şurada başlar:

Bir başkasının yükselişini gördüğünde içinde bir şey kırılmıyor;

aksine,

“Demek ki mümkün.”

diyorsan…

Artık başkasına bakmıyorsun.

Kendine bakıyorsun.

Çünkü insanın en büyük zaferi, başkasının düşmesini istemediği gündür.

Ve belki de en büyük özgürlüğü;

başkasının sahip olduklarıyla kendi değerini ölçmekten vazgeçtiği gün başlar.

Tags: hasethastalıkkıskançlıkpsikoloji bozukluğu
Previous Post

Kuralsızlık Değil, Asıl Sorun Birbirimize Olan Saygımız

Next Post

Güroymak Devlet Hastanesi’nin Uzman Kadrosu Güçlendi: 4 Yeni Uzman Hekim Atandı

Guroymak Haber

Guroymak Haber

Next Post

Güroymak Devlet Hastanesi’nin Uzman Kadrosu Güçlendi: 4 Yeni Uzman Hekim Atandı

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bağlantıda Kalın

  • 24k Followers
  • 99 Subscribers
  • Trending
  • Comments
  • Latest

Güroymak İçin Başlıyoruz

29 Ağustos 2026

Hacı Zeydin Balta vefat etti

7 Ağustos 2026

Üveys Subaşı vefat etti

6 Nisan 2026

Ne Zaman Yapılacak Bu Mahalle Yolları?

3 Eylül 2026
Oyuncu, yapımcı ve yönetmen Murat Aygen, Güroymak’ın doğal ve kültürel güzelliklerini tanıtmak amacıyla ilçede çeşitli çekimler gerçekleştirdi.

Oyuncu Murat Aygen Güroymak’ta Çekim Yaptı

0

Güroymak’ta Feci Kaza: 1 Kişi Hayatını Kaybetti, 3 Yaralı

0

Aşağı Kolbaşı Köyü’nde Yıldırım Düştü: 36 Küçükbaş Hayvan Telef Oldu

0

Güroymak İçin Başlıyoruz

0

İsmail Kızılkaya vefat etti

11 Ekim 2026

Hacı Naif Demirkol vefat etti

10 Ekim 2026

Teyfik Çelikçi vefat etti

5 Ekim 2026
Fotoğraf : Kenan Gürbüz

Güroymak’ta Sağanak Yağış Etkili Oldu

3 Ekim 2026

Son Haber

İsmail Kızılkaya vefat etti

11 Ekim 2026

Hacı Naif Demirkol vefat etti

10 Ekim 2026

Teyfik Çelikçi vefat etti

5 Ekim 2026
Fotoğraf : Kenan Gürbüz

Güroymak’ta Sağanak Yağış Etkili Oldu

3 Ekim 2026
  • Hakkımızda
  • Reklam
  • Gizlilik & Politikamız
  • İletişim Bilgimiz
Güroymakhaber.com

© 2026 Güroymakhaber.com - İzinsiz kopyalanması, çoğaltılması ve yayımlanması yasaktır. İhlallerde yasal işlem başlatılır. Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password? Sign Up

Create New Account!

Fill the forms below to register

All fields are required. Log In

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In
No Result
View All Result
  • Anasayfa
  • Forum
  • Güroymak Şahsiyetleri
  • Vefat Edenler
  • Yerli Yabancı Ulusal Basın

© 2026 Güroymakhaber.com - İzinsiz kopyalanması, çoğaltılması ve yayımlanması yasaktır. İhlallerde yasal işlem başlatılır. Tüm Hakları Saklıdır