Güroymak (Norşin) Tarihi

GÜROYMAK’IN TARİHİ VE KÜLTÜREL DEĞERLERİ

Önceleri Çukur adı verilen ve daha sonra Norşin adını alan bir yerleşim merkezinin bulunduğu, bilahare büyüyerek Güroymak İlçesi’ne dönüştüğü bilinmektedir. Bölgenin genel tarihinden anlaşıldığı üzere, ilçenin bulunduğu topraklar; Hititler, Urartular, Persler, Makedonya Krallığı, Selefke Krallığı, Nesati Devleti, Roma İmparatorluğu, Mervaniler, Dilmaçoğlu Beyliği, Sökmeniler Beyliği, Şerefhanlar, Osmanlılar ve Rusların hâkimiyetinde kalmıştır.

Güroymak İlçesi, 04.07.1987 tarih ve 19507 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan, 19.06.1987 tarih ve 3392 sayılı Kanun ile resmiyet kazanmış; ilk İlçe Kaymakamının 14.10.1988 tarihinde göreve başlamasıyla ilçe statüsüne kavuşmuştur.

Güroymak (Norşin) Kalender Baba Kümbeti

Güroymak (Norşin) Kalender Baba Kümbeti

Güroymak (Norşin) Kalender Baba Kümbeti, Bitlis–Muş yolu üzerindeki Güroymak (Norşin) ilçesinde bulunan Selçuklu mezarlığında yer almaktadır. Aynı mezarlık içerisinde bulunan iki kümbetten, kitabeli ve büyük olanıdır.

Bütün Selçuklu kümbetlerinde olduğu gibi iki katlı olarak yapılmıştır. Eserin ikinci katına, iki taraflı on bir basamaklı merdivenle çıkılmaktadır. Bir basamak yüksekliğindeki eşikten geçildikten sonra bir kapı ile mekâna girilmektedir.

Güroymak’a (Norşin) 10 km mesafedeki Aşağı Kolbaşı köyünün güney yönünde, geniş bir alana yayılan Kırmızı Şehitlik Mezarlığı bulunmaktadır. Buradaki 13. ve 14. yüzyıllara ait mezarların çoğu iki şahideli ve sandukalıdır. Sivri kemerli nişler, kandil, hançer ve kılıç motiflerinin görüldüğü şahidelerde kitabeler, kazıma yöntemiyle yapılmıştır.

İlçe merkezinde bulunan kümbet ve Selçuklu mezarlığından, daha önce ovada 11. ve 12. yüzyıllarda bir yerleşim bulunduğu anlaşılmaktadır. Aşağı Kolbaşı, Kuştaşı ve Budaklı köylerinde de Selçuklu dönemine ait mezarlara rastlanılmaktadır.

Nemrut Dağı ve Krater Gölü

İlçe merkezinin güneydoğusunda yer alan Nemrut Dağı ve Krater Gölü, volkanik patlamalar sonucunda Van Gölü’nün oluşumuna da zemin hazırlayan önemli doğal oluşumlardan biridir.

İlçe merkezine yaklaşık bir saat mesafede bulunan krater gölünün yanında Oduncular (Buriyan) köyü göle çok yakın bir konumda bulunmaktadır. Ayrıca Yeşil Göl olarak adlandırılan bir sıcak su gölü de bulunmaktadır. Yer yer sıcak buhar (gayzer) fışkıran krater bacaları mevcuttur. Göl çevresinde çeşitli ağaçlardan oluşan küçük koruluklar, Nemrut’un zirvesini daha güzel bir görünüme kavuşturmaktadır.

Nemrut Krater Gölü

Bitlis ili, Güroymak ve Tatvan ilçeleri sınırları içerisinde yer alan volkanik dağın kolay çıkılabilen yamaçları yayvan bir görünüme sahiptir. Yüksek kesimleri ise kesik koni biçimindedir.

Doğu-batı ekseni 8,4 km, kuzey-güney ekseni 7,2 km olan elips biçimli kalderanın kuzeyinde Sivritepe (2.935 m), doğusunda Doğu Nemrut Tepesi (2.625 m), güneyinde Tursuktepe (2.828 m) ve batısında Nemrut Dağı Tepesi (2.801 m) yükselmektedir.

Nemrut Dağı, günümüzdeki jeomorfolojik görünümünü jeolojik çağlarda başlayıp tarihsel çağlarda da devam eden püskürmeler sonucunda almıştır.

Tarihsel kayıtlarda Nemrut Dağı’nın en son 1441 yılında püskürdüğü belirtilse de yeni araştırmalardan elde edilen bulgulara dayanarak 1443 yılında da bir püskürmenin meydana geldiği ileri sürülmektedir.

Dağın tepesinde yer alan, Türkiye’nin en büyük krater gölü olan, yarımay biçimindeki ve tatlı sulu Nemrut Gölü, yaklaşık 12 km²’lik bir alanı kaplamaktadır. Gölün deniz yüzeyinden yüksekliği 2.247 metre, en derin yeri ise yaklaşık 150 metredir. Uzunluğu 600 metre, genişliği ise 500 metredir.

Derinliği 7–8 metre olan kuzeydeki Ilıgöl’ün kuzeybatı kenarından sıcak su kaynakları çıkmakta, güneydoğusundaki kayalık yamaçtan ise su buharı ve karbondioksit gazı çıkmaktadır. Göltepe’nin doğusunda yer alan elips biçimli küçük gölün deniz yüzeyinden yüksekliği ise 2.285 metredir.

Nemrut Dağı’nın Bitki Örtüsü ve Doğal Zenginliği

Nemrut Dağı, yörenin önemli turizm merkezlerinin başında gelmektedir. Burada yetişen endemik bitkiler ve bazıları yalnızca bu bölgeye özgü olan kuş türleriyle de dikkat çekmektedir.

Nemrut Dağı, bitki örtüsü bakımından da ilgi çekici bir özellik göstermektedir. Dağda Titrek Kavak, Meşe (Quercus sp.) ve Huş (Betula sp.) türü ağaç toplulukları bulunmaktadır.

Kraterin içi de endemik bitki türlerinin bulunduğu önemli bir alandır. Bir kuş bilimci (doğa araştırmacısı) tarafından keşfedilen ve kendi ismiyle anılan “Sarmustahtayanı” adlı bitkinin (meşe çeşidi) dünyada sadece burada bulunduğu belirtilmektedir.

Diğer bir endemik tür olan “Düğün Çiçeği” (Ranunculus) yine buraya özgü bitkiler arasında yer almaktadır. Genel bitki türleri arasında ise çeşitli orkideler (Orchis umbrosa, Orchis caucasica, Orchis punctulorum ve Epipactis latifolia), laleler ve otsu step türü bitkiler bulunmaktadır.

Güroymak’ın Tarihi ve Turizm Potansiyeli

Güroymak’a baktığımızda, turizm potansiyeli bakımından fazla zengin olmasa bile, Güroymak–Tatvan sınırları içerisinde bulunan Nemrut Dağı ve Krater Gölü, eşsiz bir güzelliğe sahip olup turizm ve turistler açısından ideal bir doğa harikasıdır.

Eşsiz güzelliğe sahip Nemrut Dağı ve Krater Gölü; benzeri bulunmayan tatlı su gölleri ve eşsiz doğasıyla bir doğa harikası olarak görülmekte ve bilinmektedir.

Ancak ilçenin detaylı bir şekilde tanıtılmaması nedeniyle mevcut güzelliği uzun süre yeterince ön plana çıkarılamamış, eşsiz bir güzelliğe sahip Nemrut Dağı ve Krater Gölü yaygın bir şekilde bilinmemiştir. Son yıllarda yapılan çeşitli araştırmalar ve keşifler sayesinde Nemrut Dağı ve Krater Gölü geniş çapta ilgi görmeye başlamış, doğanın gizeminde saklı olan bu eşsiz güzellik daha geniş kesimler tarafından fark edilmiştir.

Tarihi İpek Yolu ve Tarihi Kalıntılar

Yöre, tarihi İpek Yolu üzerinde yer almakta olup, değişik uygarlıklara ait izleri bünyesinde barındırmaktadır.

Başta Güroymak’ın Kümbet Mahallesi’nde bulunan Selçuklu dönemine ait Kalender Baba Türbesi olmak üzere; Aşağı Kolbaşı, Yukarı Kolbaşı ve Kaleli köylerinde Selçuklu dönemine ait mezar taşları ve bunların yanında türbeler bulunmaktadır.

Değirmen köyünde bulunan kilise ve gizli bölme mağaralar, geçmiş tarih dönemlerinde Hristiyan mezheplerine tabi kavimlerin yaşayışlarını ortaya koymaktadır.

Birçok tarihi kalıntının ve geçmişe dair izlerin korunmaması nedeniyle yok olduğu, halen var olanların ise yok olma aşamasına geldiği tespit edilmiştir.

Kaleli köyündeki Babir-i Kal Türbesi ile ilçe merkezinde bulunan Şeyh Ahmed ve Şeyh Abdurrahman Dağı Türbeleri, İslam uygarlığı dönemine ait şahsiyetlere ev sahipliği yapıldığını ortaya koymaktadır.

Welcome Back!

Login to your account below

Create New Account!

Fill the forms below to register

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.